Kadın Hakları ve Şiddet Farkındalığı

Şifre istemek, konum takip etmek: Dijital kontrol nerede başlar?

Kısa cevapTelefon, hesap ya da konum bilgilerini gönüllü olarak paylaşmak kendi başına bir sorun değildir. Paylaşım talep edilip reddedildiğinde baskı, suçlama ya da korkutma geliyorsa mesele güven değil kontroldür. Sağlık kurumları sosyal medyayı izlemeyi, mesajları okumayı, GPS ile takip etmeyi ve izinsiz fotoğraf paylaşmayı istismar işaretleri arasında sayar.

“Madem saklayacak bir şeyin yok, ver telefonunu.” Bu cümle pek çok ilişkide bir sevgi kanıtı gibi sunulur. Konum paylaşımı açık kalmalı, şifreler ortak olmalı, mesajlar her an okunabilmeli. İlk başta masum görünen bu talepler, zamanla insanın kendi telefonunda bile misafir gibi hissetmesine yol açabilir.

Peki ne zaman “birbirimize açığız”, ne zaman “kontrol ediliyorum”?

İstismarın özü: güç ve kontrol

İngiltere’nin kamu sağlık sistemi NHS, aile içi istismarı anlatırken önemli bir tespitte bulunur: İstismar, biçimi ne olursa olsun, her zaman karşı taraf üzerinde güç ve kontrol kurmakla ilgilidir.

NHS’in saydığı kontrol edici davranışlar arasında şunlar var:

  • Parayı kontrol etmek
  • Kişiyi ailesinden ve arkadaşlarından yalıtmak, okula ya da işe gitmesini engellemek
  • Ne giyeceğine, kimi göreceğine, nereye gideceğine ve ne düşüneceğine karar vermek
  • Sürekli flört etmekle ya da aldatmakla suçlamak
  • Makul olmayan ilgi talepleri

Bu listenin dijital dünyadaki karşılıkları da ayrıca sayılıyor.

Dijital kontrolün işaretleri

NHS, istismar işaretleri arasında şu dijital davranışları açıkça sayar:

  • Sosyal medya profillerini izlemek
  • E-postaları, mesajları ya da mektupları okumak
  • GPS konum bulucularla kişinin nerede olduğunu takip etmek
  • Kişinin fotoğraflarını ya da videolarını izni olmadan paylaşmak

NHS’in sağlık çalışanları için hazırladığı koruma rehberi ise listeyi genişletir: e-posta ve sosyal medya hesaplarına izinsiz girmek ya da onları izlemek, akıllı saat ve akıllı ev cihazları gibi kişisel cihazları kişiyi izlemek, kontrol etmek ya da korkutmak için kullanmak, görüntü temelli istismar ve gizli kameralar.

Rehber ayrıca iki kavramı birbirinden ayırır. Kontrol edici davranış, kişiyi destek kaynaklarından yalıtarak, kaynaklarını sömürerek ve bağımsızlık için gereken araçlardan yoksun bırakarak ona bağımlı hâle getirmeyi amaçlar. Zorlayıcı davranış ise kişiye zarar vermek, onu cezalandırmak ya da korkutmak için kullanılan saldırı, tehdit, aşağılama ve yıldırma eylemleridir. Dijital kontrol çoğu zaman ikisinin de aracı olur.

Paylaşım mı, kontrol mü?

Çiftlerin şifrelerini paylaşması, birbirinin konumunu görmesi kendiliğinden sorunlu değildir. Birçok kişi bunu pratik bulur, güven duygusunun bir parçası olarak yaşar. Ayrımı yapan birkaç soru var:

  • Gönüllü mü? İki taraf da aynı şeyi paylaşıyor ve istediğinde paylaşmayı bırakabiliyor mu?
  • Reddedince ne oluyor? “Bugün paylaşmak istemiyorum” dediğinizde anlayış mı görüyorsunuz, yoksa suçlama, küsme, tehdit ya da korku mu?
  • Tek taraflı mı? Siz her şeyi paylaşmak zorundasınız ama karşı tarafın telefonu kapalı bir kutu mu?
  • Hesap soruluyor mu? Konumunuz, kimle yazıştığınız, neden çevrimiçi olduğunuz sürekli bir sorgunun konusu mu?
  • Hayatınız daralıyor mu? Arkadaşlarınızla yazışmayı, bazı yerlere gitmeyi ya da bir şey paylaşmayı “olay çıkmasın” diye bıraktınız mı?

Bu sorulardan birkaçına “evet” diyorsanız, yaşadığınız şey sıradan bir kıskançlık değil, bir kontrol örüntüsü olabilir.

“Kıskanıyorsa seviyordur” mu?

Popüler kültür kıskançlığı uzun süre bir sevgi göstergesi gibi sundu. Oysa kontrol ile sevgi arasındaki fark oldukça net: Sevgi, karşınızdakinin özgürce seçim yapabilmesini ister; kontrol ise bu seçimleri kendi eline almak ister. Telefonu karıştırmak güveni artırmaz; yalnızca güvensizliği yönetmenin, çoğu zaman karşı tarafın özgürlüğü pahasına yapılan bir yoludur.

Güvenlik önce gelir

Dijital kontrol yaşadığınızı düşünüyorsanız aklınıza ilk gelen şey telefonu sıfırlamak, şifreleri bir anda değiştirmek ya da karşı tarafla yüzleşmek olabilir. Ancak kontrol eden kişi bunu fark ettiğinde tepkisi sertleşebilir. Bu yüzden:

  • Önce güvendiğiniz biriyle ya da bir destek hattıyla konuşun.
  • Adımlarınızı birlikte planlayın.
  • Kendinizi tehlikede hissediyorsanız 112’yi arayın; ALO 183 ve KADES uygulaması da destek için ulaşabileceğiniz kanallar.

Bu yazı, kimsenin başkasının cihazına nasıl erişileceğini anlatmaz; amacı, kendi telefonunuzda kendinizi yeniden evinizde hissetmeniz için neye dikkat etmeniz gerektiğini göstermek.

Sık sorulanlar

Sevgilimle şifrelerimizi paylaşıyoruz, bu da mı kontrol?
Her iki taraf da gönüllüyse ve istemediğinde paylaşmama hakkı varsa, bu tek başına kontrol değildir. Belirleyici olan, reddetmenin sonucudur: “Hayır” dediğinizde suçlama, tehdit, küsme ya da korkutma geliyorsa, paylaşım artık gönüllü değildir.
Telefonumun izlendiğinden şüpheleniyorum, ne yapmalıyım?
Önce güvenliğinizi düşünün: Kontrol eden kişi, izlemenin fark edildiğini anladığında tepkisi sertleşebilir. Mümkünse güvendiğiniz birinden ya da ALO 183’ten destek alın ve adımları birlikte planlayın. Acil tehlikede 112’yi arayın; KADES uygulamasını da kullanabilirsiniz.
Dijital kontrol şiddet sayılır mı?
Sağlık kurumları, sosyal medya hesaplarını izlemeyi, e-postaları ve mesajları okumayı, GPS ile konum takibini ve izinsiz görsel paylaşımını aile içi istismarın işaretleri arasında sayar. Yani bu davranışlar “kıskançlık” değil, ciddiye alınması gereken bir kontrol biçimidir.

Kaynaklar

  1. NHS. Domestic violence and abuse: getting help. nhs.uk
  2. NHS England. Safeguarding guide: Domestic abuse (kontrol edici davranış, zorlayıcı davranış, çevrimiçi ve dijital istismar). safeguarding-guide.nhs.uk

Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; tanı ya da tedavi yerine geçmez. Bir hata ya da eksik görürseniz bize yazın.