Kadınlar ve erkekler gerçekten birbirini anlayamaz mı?
“Kadınlar Venüs’ten, erkekler Mars’tan” cümlesi yıllardır kulağımızda. Stand-up sahnesinde de en çok güldüren konulardan biri bu: kadın bir şey söyler, erkek başka bir şey anlar, salon kahkahayı basar. Güleriz, çünkü tanıdıktır. Peki psikoloji araştırmaları bu “iki ayrı gezegen” fikri hakkında ne söylüyor?
Kısa cevap: sandığımızdan çok daha az gezegen, çok daha fazla ortak dünya.
Cinsiyet benzerlikleri yaklaşımı
Psikolog Janet Shibley Hyde, cinsiyet farklılıkları üzerine yapılan araştırmaları toplu olarak inceleyen çalışmalarıyla tanınır. Onun öne sürdüğü cinsiyet benzerlikleri hipotezi, kısaca şunu söyler: kadınlar ve erkekler psikolojik değişkenlerin çoğunda birbirine benzer, hepsinde değil.
Bu cümledeki iki kelime de önemli. “Çoğunda” kelimesi, popüler kültürün çizdiği “tamamen farklı iki tür” resmini sarsar. “Hepsinde değil” ise bir farkın hiç olmadığını iddia etmez; bazı alanlarda farklar gerçekten vardır. Yani mesele farkları yok saymak değil, onları doğru boyutta görmek.
Farklar nerede, ne kadar büyük?
Hyde 2014’teki kapsamlı derlemesinde, çok sayıda çalışmayı birleştiren meta-analizlere dayanarak birçok alana bakar: matematik performansı gibi bilişsel beceriler; mizaç, duygular, saldırganlık ve liderlik gibi kişilik ve sosyal davranışlar; psikolojik iyi oluş. Bu tür araştırmalarda kilit kavram etki büyüklüğüdür.
Etki büyüklüğü, iki grubun ortalamaları arasındaki farkın, gruplar içindeki doğal çeşitliliğe göre ne kadar büyük olduğunu gösterir. İstatistiksel olarak anlamlı bir fark, çoğu zaman gündelik hayatta sanıldığı kadar belirgin değildir. İki grubun dağılımları büyük ölçüde üst üste biner: ortalamada biraz farklı olan iki grupta, pek çok kadın ve erkek aynı yerde durur.
Bunu somut düşünelim. “Kadınlar daha duygusal, erkekler daha mantıklı” gibi bir cümle, ortalamada küçük bir fark olsa bile tek tek insanlar hakkında neredeyse hiçbir şey söylemez. Tanıdığınız en duygusal kişi bir erkek, en soğukkanlı kişi bir kadın olabilir; bu, araştırmalarla çelişen bir istisna değil, dağılımların örtüşmesinin doğal sonucudur.
Cinsiyet sadece bizde değil, bize bakanda da
Hyde’ın 2007’deki makalesinde dikkat çeken bir fikir var: cinsiyet yalnızca bir kişinin özelliği değil, aynı zamanda bir uyarandır. Yani insanlar, karşılarındakinin kadın mı erkek mi olduğunu algıladıklarında ona farklı davranabilir.
Bu, ilişkilerdeki pek çok “anlaşamama” anına yeni bir açıdan bakmamızı sağlar. Belki de sorun, iki cinsiyetin doğuştan farklı dillerde konuşması değil; birbirimize, cinsiyetimize dair beklentilerle yaklaşmamızdır. “Erkekler zaten anlamaz” diye başlayan bir konuşmada karşı taraf daha ilk cümlede savunmaya geçer. “Kadınlar hep abartır” diye dinlenen bir derdin ne kadarı gerçekten duyulur?
Kültür değiştikçe farklar da değişiyor
Aynı makalede Hyde, ülkeler arasında toplumsal cinsiyet eşitliği gibi kavramları ölçen yeni yaklaşımların, farklılık ve benzerlik örüntülerine dair yeni bilgiler sunduğunu anlatır. Başka bir deyişle, bazı farklar her yerde aynı büyüklükte değildir; toplumun kadınlara ve erkeklere biçtiği roller değiştikçe tablo da değişebilir.
Beyin konusunda da benzer bir vurgu var: güncel sinirbilim yaklaşımları beynin deneyimle şekillenebilen yapısına, yani nöral plastisiteye dikkat çeker. Bu yüzden bir beyin görüntüsünde bir fark görmek, onun “doğuştan ve değişmez” olduğu anlamına gelmez; farklı yaşantıların izi de olabilir.
O zaman neden bu kadar yanlış anlaşıyoruz?
Araştırmalar “kadınlar ve erkekler birbirini anlayamaz” sonucunu desteklemiyorsa, gündelik hayatta yaşadığımız yanlış anlaşılmalar nereden geliyor? Burada kesin bir formül yok ama birkaç şey akılda tutulabilir:
- Kişiyle konuşun, cinsiyetle değil. “Siz erkekler” ya da “siz kadınlar” diye başlayan cümleler, karşınızdaki kişiyi bir grubun temsilcisine dönüştürür.
- Varsaymak yerine sorun. “Ne demek istedin?” sorusu, bir tahminden çoğu zaman daha çok işe yarar.
- Beklentinizi fark edin. Karşınızdakinin tepkisini cinsiyetine bağlamadan önce, kendi önyargınızın konuşmaya ne kattığına bakın.
Bu öneriler bir araştırma bulgusu değil; bulguların gündelik hayata dair düşündürdükleri. Ama hepsinin ortak noktası aynı: karşınızdakini bir “tür” olarak değil, bir kişi olarak tanımak.
Bir sonraki tartışmada deneyebileceğiniz üç cümle
Teoriyi gündelik hayata taşımanın en kolay yolu, cümleleri değiştirmek. Aşağıdakiler bir araştırma bulgusu değil, yukarıdaki fikirlerin konuşmaya çevrilmiş hâlleri:
- “Siz erkekler hep böylesiniz” yerine: “Bu konuda senden şunu bekliyordum, olmayınca kırıldım.”
- “Kadınlar hep lafı dolandırır” yerine: “Tam olarak ne istediğini anlamak istiyorum, bir daha anlatır mısın?”
- “Zaten anlamazsın” yerine: “Bunu anlatmakta zorlanıyorum, biraz sabır göster.”
Üçünde de ortak olan şey, konuşmayı bir cinsiyet savaşından çıkarıp iki kişinin arasına geri getirmek. Karşınızdakinin tepkisi cinsiyetine değil, o anki duygusuna ve ihtiyacına bağlanınca, tartışmanın konusu da “kim haklı”dan “ne oldu”ya kayar.
Bu tür konuşmalarda neye evet, neye hayır diyebileceğinizi bilmek de işi kolaylaştırır; sınır koymak üzerine yazdıklarımız burada işe yarayabilir.
Peki sahnede neden bu kadar komik?
Kalıplar tanıdıktır ve tanıdık olan komiktir. “Kadınlar şöyle, erkekler böyle” esprisine güleriz çünkü o sahneyi hepimiz bir yerden biliriz. Ama gülmemiz kalıbın doğru olduğunu kanıtlamaz; çoğu zaman bir kalıba gülmek, onunla aramıza mesafe koymanın da bir yoludur. Bir espri ise karşı tarafı aşağılamaya başladığında iş değişir; bunu “Şakaydı” demek yeterli mi? yazısında konuştuk.
Belki de en iyi espri, iki tarafın da kendini gördüğü esprilerdir. O zaman salonun bir yarısı öbür yarısına gülmez; herkes kendine güler. İlişkilerde de işe yarayan şey bu olabilir: “Siz böylesiniz” yerine “biz bazen böyleyiz” diyebilmek.
Sık sorulanlar
Kadınlarla erkekler arasında hiç psikolojik fark yok mu?
Kadın beyni ile erkek beyni farklı mı çalışıyor?
Grup ortalamaları bir kişiyi anlatır mı?
Kaynaklar
- Hyde, J. S. (2007). New directions in the study of gender similarities and differences. Current Directions in Psychological Science, 16(5), 259–263. doi:10.1111/j.1467-8721.2007.00516.x
- Hyde, J. S. (2014). Gender similarities and differences. Annual Review of Psychology, 65, 373–398. doi:10.1146/annurev-psych-010213-115057
Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; tanı ya da tedavi yerine geçmez. Bir hata ya da eksik görürseniz bize yazın.